09 Şubat 2010 Salı

Geremi'nin Laneti !..


Ankaragücü, yıllar evvel Gençlerbirliği'nde oynamış olan Geremi'yi alınca çok fırtına koptu Anakara'da... Sükse yaptı...

Geremi lanetli bir oyuncu, daha gelişinden belli olmadı mı? Zaten Vassell olayı ile İngiltere'de alay konusu olan Gökçek yönetimi Newcastle tarafından önce alaya alındı sonra nasıl olduğu anlaşılmayan bir şekilde Geremi'ye imza attırıldı...

"Geremi'nin nesi lanetli" diyeceksiniz sanırım... Önce kısa bir istatistik verelim...

Geremi Njitap
1997 - 1999 sezonunda forma giydiği Gençlerbirliği'nde sırasıyla; Galatasaray, Samsunspor (TK), İstanbulspor, Karabükspor, Erzurumspor, Samsunspor, İstanbulspor (TK), Karabükspor, Ankaragücü takımlarıyla oynanan maçlarda goller atmıştı...

Gol attığı maçlarda golleri atan diğer isimler dikkat çekici...

Çalışkanlar'da oynarken bir maçta on gol birden atıp yıldızlaşan, Gençlerbirliği'nde 10 numaralı formayı giydiği 10,5 sezonda toplam 10 gol atan Nihat Baştürk'ün iki golü Geremi'yle ortak maçlardan...

32 yaşında, Geremi'nin oynadığı sezon 4-1 kazandıkları Fenerbahçe maçında attığı iki golün bedeli olarak Fener'e transfer olabilen, fazla oynayamayan, 91 - 92 senesinde Trabzon forması da giymiş olan ve şu an Fethiyespor'un hocalığını yapan Erkan Sözeri de Geremi'nin gol attığı maçlarda iki gol atmış...

Bir de iki gol atan Phiri var, Alfred Phiri, Türkiye'de Gençlerbirliği, Vanspor ve Samsunspor'da oynayan Phiri toplam altı sezon forma giymiştir. Fransa 98 Dünya Kupası'nda Güney Afrika forması da giyen Phiri bir idmanda Ali Eren Beşerler'e bacak arası çalım attığı için tekme tokat dövülmüş, sonra maç kayırması sebebiyle Cavcav Başkan tarafından Vanspor'a yollanmıştır...

Keza gene Erkan ile birlikte Fener'e aynı gün imza atan Metin Diyadin'in de Geremi ile bir gol atmışlığı var. Sonrası? Fener'e gider, fazla toparlanamaz, tam maya tuttu derken ayağı kırılır buruk bir veda olur. Teknik direktörlüğe girişir, iki sene peş peşe iki ayrı takımda liderken kovulur. Bu sezon için Trabzonspor ile yardımcı teknik direktör olarak anlaşır...

Bir gol atanlardan diğeri ise Hakan Biçici. 1970 doğumlu oyuncu en son 2000 - 2001 sezonunda Denizlispor'da oynamış, kendisine dair başka hiçbir kayda ulaşılamıyor...

Sadece dört maçta gol atabilen ve bunlardan biri de ligdeki Karabükspor karşılaşması olan Robert Semenik 1998 - 1999'den beri toparlanamadı bir türlü. 3 maça çıktığı sezonlar yaşadı, attığı gol sayısı 69... Bir forvet için çok düşük rakamlar bunlar... 37 yaşında olan Slovak "golcü"(!) Gençlerbirliği'ne gelmeden önce milli takıma seçiliyordu, sonra da seçilemedi...

Faslı forvet oyuncusu, Lahcen Abrami 1998 - 1999 sezonunda attığı az sayıda golünden birini Galatasaray'a karşı Hakan Biçici, Geremi ve Ümit Karan'ın gol attığı maçta atmıştı... Lahcen Abrami, Geremi'yle aynı takımda oynamadan önce Dünya Kupası'nda Brezilya karşısında forma giymişti...

Cezayir apoletli Hamid Merakchi'de Geremi'nin "mağdur"larından! 2 sezonda çıktığı 26 maçta attığı sekiz golden birisi de Phiri misali Karabük maçı... Semenik'in dört golünden biri de o maçtaydı... Merakchi, Gençler'de oynadığı iki sezondan sonra bir daha milli takıma çağrılmadı...

Bu isimlerden sonra iki kişi kaldı, hem aynı adı hem de aynı kaderi paylaşan iki "Ümit".

Birisi Ümit Karan...

136 maçta 58 gol atan Ümit, bunların beş tanesini Geremi ile aynı maçlarda attı... Sonrasını biliyorsunuz, 2001'den 2009'a kadar Galatasaray forması giydi, bir dönem Ankaraspor'a kiralandı. Şu an Eskişehirspor'un kaptanlığını yapıyor.

Diğeri Ümit Özat.

150 maçta attığı on golünden birisi de İstanbulspor maçıydı. Ümit daha sonra Bursa'ya kiralandı, sonra Fener'e ve Köln'e gittikten sonra sağlık sorunları nedeniyle futbolu bırakan Ümit Özat şu an Ankaragücü'nün yardımcı teknik direktörü...

Gene de baktığımızda, Ümit Karan sorunlu golcü olarak anılıyor sürekli. Ümit Özat ise maalesef sağlık sorunu yaşadı... Geremi'nin laneti onları vurmadı diyemiyoruz, teğet geçti diyebiliyoruz ancak...

Geremi geldiğinden beri üç resmi maçta da gol atamadı Ankaragücü... Hani diyorum ki, diğer oyuncular bu lanetten mi korkuyor acaba?


Yazı: Alper KAYA

05 Şubat 2010 Cuma

Hüseyin Özcan, "Dünya'ya Demirspor taraftarı ile aynı açıdan bakıyorum"

Hüseyin Özcan, Göztepe, Akhisar Belediyespor ve Turgutluspor gibi iddialı takımların olduğu grupta mütevazı takımı ve kadrosuyla 30 puan toplamış idealist bir teknik adam. Futbolun gerçeklerini rakamların açıkladığına inanıyorsak, en zayıf grup, yani doğru grubunda 34 puan toplamış Demirspor'un başına, 2. Lig'deki en zorlu grupta 30 puan toplamış bir teknik adamı transfer etmek pek de kötü bir tercih gibi durmuyor. 3. Lig ve amatör kümelerden toplanan isimlerle bu grupta 30 puan toplamak, Reha Kapsal'ın geçtiğimiz sezon aynı mütevazı ekiple Bank Asya 1. Lig'de play off finaline çıkma başarısını hatırlatıyor bana. Başarısızlıkta dahi istikrarlı olunmasını savunan birisi olarak, böyle idealist bir hocaya yeterli kredinin verilmesi tememnisinde bulunup ve Hüseyin Özcan ile ilk röportaj yapan gazetenin Kent Gazetesi olduğunu tekrardan belirterek, Demirspor idmanından önce kendi odasında gerçekleştirdiğimiz bu keyifli söyleşi ile sizleri başbaşa bırakalım.

Teknik direktörlerin sezon ortasında takım değiştirmelerine pek sık rastlanmaz. Adana Demirspor değil de başka bir kulüp sizi istemiş olsa Alanyaspor'u yine de bırakır mıydınız?
Kesinlikle düşünmeden hayır derdim başka bir kulübe. Alanayspor'da güvenilen, sevilen biriydim. Ve 2. Lig ve 3. Liglerden transfer ettiğimiz futbolcularla da gayet başarılı işler yapıyorduk. Demirspor gibi bir kulüpte her zaman açlışma fırsatı yakalayamayabilirsiniz. Bu teklif olduğunda sözleşmem devam ettiği için Alanyaspor ile görüşülmesini, Alanyaspor yetkililerinden de önümü açmalarını rica ettim ve gerçekleşti bu transfer. Mutluyum burada, Demirspor gibi büyük bir camiada olduğum için.

Kariyerinizde bir çok başarılı ve büyük kulüplerde görev aldınız geçmişte. Fakat 2 sezon önce amatör bir takımı çalıştırdınız, bir teknik adam için bu radikal bir karar olmalı. Amatör küme takımını çalıştırmanızın sebebi neydi?
Ben inandığım her yerde görev yapabilirim. Yeter ki düzgün bir çalışma ortamı olsun. Manavgat Belediyespor'un başına geçtiğimde küme düşme potasındaydılar ve lig bitmesine 13 hafta kalmıştı. O takımı alıp 3. Lig play offlarına kadar taşıdım ve Türkiye finallerinden elendik. O da benim için bir tecrübeydi sonuçta asla pişmanlık da duymadım.

Demirspor, karışık ve başarıya aç bir takım. Beklentilerin son derece yüksek olduğu bir kulübe gelmek sizde bir stres yaratıyor mu?
Hayır, asla bir stresim yok. Kaliteli bir futbolcutopluluğu ve kendim için de elime harika bir fırsat var. Bu güzel çalışma fırsatımızı en iyi şekilde değerlendireceğiz. Bu takımı çalıştırmak her hocaya nasip olmaz, bunun da bilincindeyim elbette.

"Demirspor taraftarıyla aynı açıdan dünyaya bakıyorum..."

Demirspor'a transfer olduğunuzki ilk duygularınız nelerdi?
Demirspor, tüm Türkiye'de bilinen ve özellikle mazisi ve taraftarıyla harika bir ünü olan bir takım. Ve taraftarların dünyaya bakış açısı benimle aynı çizgide. Ben de aykırı bir insanım. O yüzden büyük bir mutluluk yaşadım.

Maraşspor maçında ilk defa takımınızı izlediniz, o maçla ilgili izlenimleriniz neler?
Takımın mücadelesini çok beğendim. Zaten maçtan bir gün önce yaptığım toplantı da skor ne olursa olsun onlardan sürekli mücadele etmelerini ve sürekli istemelerini, keyif almalarını istedim. Sağolsunlar ilk maçta istediklerimi tamamen gerçekleştirdiler. Keyifli bir maç oldu.

"Aydın Tabak'a saha içinde istediği özgürlüğü vereceğim!.."

Maraşspor maçıan aydın Tabak damga vurdu. Aydın, büyük umutlarla transfer edilmesine rağmen sezonun ilk yarısında sol kanata hapsedildiği ve yetrli saha için özgürlüğe sahip olmadığı için bekleneni verememişti. Maraşspor maçında gördük ki Aydın Tabak serbest oynarsa maksimum verim alınabiliyor bu futbolculadan. Siz ne düşünüyorsunuz?
Evet, maçtan önce Armağan ve diğer hocalarla futbolcular hakkında bilgi aldım ve kadroyu ben oluşturdum zaten. Aydın'ın özellikleriyle doğrultusunda, ben de serbest oynarsa daha faydalı olacağını düşünüyorum. Maraşspor maçında olduğu gibi artık onu serbest oynatacağım. Her maç Aydın'dan daha da fazla performans alacağımızı umuyorum bundan sonra.

Genç isimleri saymazsak Tayfun Özkan dışında forvet yok, Aydın Tabak'ın serbest oynadığı önünde Tayfun Özkan'ın tek forvet oynadığı bir sistem daha makul hatta zorunluluk gibi gözüküyor...
Benim de planım şuanki düşüncem o yönde, Aydın'ı serbest ve Tayfun'u da forvet olarak düşündüğümüz bir sistem de daha da adinamik bir orta saha kurgumuz da olacak zaten.

Bu takımın kaptanı kadro dışı bırakıldı ve takımdan ayrıldı. Şuan kaptan tecrübesiyle Cevat Macit. Sizin kaptan olmasını istediğiniz bir isim veya farklı bir tercihiniz var mı konuyla ilgili?

Hayır yok. Cevat Macit takımımızın kaptanıdır ve bundan memnunum değişmesi şuan için söz konusu değil.

Eski bir kalecisiniz. Elinizde Ömer ve Onur gibi gelecek vaad eden ve Murat gibi hepsi genç kalecileriniz var. Bu isimlerle özel olarak ilgileniyor musunuz?
Tabii ki onlar benim için de çok kıymetli gençler. Kendi tecrübelerimle yeri geldikçe eksikliklerini kapatmaları için uyarılarım oluyor ve olacak.

Demirspor taraftarı yıllardır bu takımda altyapıdan isimler görme arzusunda fakat gelen hiçbir teknik adam bu cesarete sahip olamadı. Siz ilk maçınızda belki zorunluluktan ama Ali ve Yaşar'ı ilk 11'e aldınız, hem tercihiniz hem de bu isimlerin mücadelesi taraftarı oldukça mutlu etti. Siz bu gençler ve alyapı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ben yeter ki bir futbolcuya güveneyim yaşı asla önemli değil formayı veririm, beklediğim performansı o maç gösteremese dahi sorumluluğunu üzerime alırım. Ali gayet başarılıydı Maraş maçında Yaşar da pişecek zamanla daha iyi olacak. Hepsini takip ediyorum. Kadromdaki her isim idmandaki çalışması oranında mutlaka forma şansı bulacak bu takımda.

Maraşspor maçında değişiklikelri siz yaptınız. Ceyhun, hariyerinde asla hücum hattında görev yapmamış bir isim ama forvet olarak 2. yarıda görevlendirdiniz. Dar alanda hızlanabilme özelliği ile de oldukça faydalı oldu takıma. İlerleyen günlerde sizden böyle sürpriz hamleler görecek miyiz tekrar?
Elbette, o gün Ceyhun'un 2. yarıda hücumda daha faydalı olacağını düşündüm ve oldu da. Asist yaptı ve gol attı o bölgede. Oyuncularımı iyice tanıdıktan sonra mecbur kaldığımız sürece bu tür hamlelerim elbette olacak takımın faydası için.

Demirspor, çok da sağlıklı bir kamp dönemi geçirmedi, takımın kondisyon durumunu nasıl buldunuz?
Kondisyon durumu kötü değil o gün 90 dakika boyunca her oyuncu mücadele etti. Özellikle Ali gibi genç isimlerin dahi hazır gözükmeleri beni mutlu etti.

Taraftarlara nasıl bir Demirspor seyrettirme vaadinde bulunuyorsunuz?
Sürekli mücadele eden, skor ne olursa olsun isteyen, gol arayan ve keyif veren bir takımımız olacak bundan sonra. Taraftarlarımızdan desteklerini esirgememelerini istiyorum hiçbir zaman.

Röportaj: Hüseyin Ataş
Kent Gazetesi / 5 Şubat 2010

04 Şubat 2010 Perşembe

Bursaspor'da Kabuk Değişimi


Takvimler 28 Ocak 2009'u gösterirken Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nda bir statü hatası olarak tarihe geçebilecek Türkiye Kupası çeyrek final ilk ayak mücadelesi oynandı ve Fenerbahçe, aynı gruptan çıktığı Bursaspor'u Deivid'in attığı golle 1-0 mağlup etti.

İkinci ayakta da 3-1 yenerek yarı finale yükseliyordu Fenerbahçe.

Aradan bir yıldan fazla zaman geçti ve gene aynı başlık altında, gene çeyrek finalde, bu kez normal bir statüyle karşı karşıya geldi iki takım...

Maçtan daha çok Bursa'nın sergilediği kabuk değişimi beni şaşırttı...

Defansta bir tek Zapotochny gelmiş, Tuna Üzümcü yedeğe çekilmiş ligde sadece iki maça çıkmış; kupada ise üç maça...

Orta saha ise muazzam bir değişime uğramış; geçen yıldan Mustafa Sarp ve Romaschenko yok. Onların yerine Ozan İpek, Bekir Ozan ve İvan Ergiç monte edilmiş. Orta sahada tek yerini koruyan isim ise; Kirita. Ayrıca bir yıl önceki maçta Volkan Şen as başlamıştı lakin bugünkü maçta sonradan Sercan'ın yerine girdi...

Tesadüf eseri, bir yıl önceki maçta da 80. dakikada Kirita çıkıp Bekir Ozan girmişti...

Sercan ise forvet hattının değişmezi...

Yanındaki Halil ve yedekten girmiş olan Gökhan Güleç ise bugün Bursa'da yok. Onların yerine Turgay Bahadır var...

Bu noktada durmak istiyorum.

Sercan Yıldırım ilk olarak 2007 yılında U-19 milli takımında parladı ve 4-3 kazanılan bir maçta hat-trick yaptı. Sonrasında as takıma yükselen 1990 doğumlu oyuncu yaklaşık 3 yıldır as takımda oynuyor.

Bu süreçte, takıma Pancu'sundan Sinan Kaloğlu'suna, Mehmet Yılmaz'ından Halil Zeybek'ine kadar bir sürü kalbur üstü ve çoğu zaman çok üst düzey oynayabilen forvetler geldi geçti.

Bursaspor'un potansiyel "mevkidaşlarını yiyen Hakan Şükür"ü olabilecek Sercan'ın 2009 - 2010 mevkidaşları bu sefer pek 'gidici' değil galiba? Glasgow Rangers apoletli İsa Bağcı, Basel apoletli Hürriyet gazetesinin tanımıyla 'Marksist futbolcu' İvan Ergic, ortalama üstü forvet Turgay Bahadır ve ligin anlaşılamayan oyuncularından Leonardo Iglesias...

Bakalım sezon sonu kısa çöpü hangileri çekecek?

Yazı: Alper Kaya

Cihan Ünal Form Tutuyor!..

Geçtiğimiz sezon Adanaspor'dan Cem Hallaçeli ve Alper Yeşil ile beraber transfer edilen Cihan Ünal, geçirdiği sakatlıklar yüzünden bir türlü takıma istediği katkıyı sağlayamamıştı. Sezon öncesi kampında Tendinit olan ve bu sakatlığı atlatır atlatmaz da bağ yırtılması sebebiyle uzun bir süre takımdan ayrı kalan Ünal, bu dönemde geçirdiği domuz gribi hastalığıyla da oldukça korkutmuştu. Sakatlığı tamamen geçen başarılı orta saha oyuncusu, Tarsus İdman Yurdu öncesi sakatlıktan kurtulmuş olmanın da verdiği mutluluk ile yoğun bir tempoda çalışıyor.

Kent Gazetesi'ne sakatlığıyla ilgili açıklamalar yapan Ünal, "Sezon başında çok talihsiz sakatlıklar geçirdim, bu sezon Demirspor'a fazla kaktı sağlama şansım olamadı, bunun üzüntüsünü yaşıyorum. Ama sakatlığım tamamen geçti. Teknik direktörümüz Hüseyin Özcan'ın görev vermesi halinde Tarsus İdman Yurdu maçında sahadaki yerimi alabileceğim" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Ataş / Kent Gazetesi

01 Şubat 2010 Pazartesi

Livorno'da Son Dakika Transferleri!..

Ekonomik kriz sebebiyle transfer yapamayan ve özellikle hücum hattında oldukça zayıf olan Livorno, transferin son gününde 5 transfer birden yaptı. Candreva ve Diamanti'nin satışlarındna elde edilen paraların biraz olsun transfere harcanması da güzel oldu. Transfer edilen isimler şöyle;

Rubinho / Palermo
Jürgen Pruthsch / Altach
Bellucci / Sampdoria
Esposito / Genoa
Ricardo Clark

Rubinho, Robinho'nun çakamsı falan değil, yanlış hatırlmıyorsam bu kaleciydi. Hatta aceto'da da okumuştum bir ara Galatasaray ile adı anılan kaleci sanırım. Prutsch'u da aradım, 20 yaşında, 1.80 boyunda bir orta saha oyuncusuymuş. Bu kadar boyu olduğuna göre ve SErie A'ya davet edildiğine göre kuvvetli bir genç. Bellucci'yi ise anlatmaya gerek yok, Sampdoria'nın İtalyan forveti. Esposito da yine genç bir savunma oyuncusu. Genoa'da forma giyiyordu.

Hayırlı olsun diyelim, Bellucci'den beklentim fazla...

Bu arada yukarıdaki fotoğraf da tam maç yazısında kullanılacak fotoğrafmış Luca kendi resmi sitesine koymuş oradan aldım. Milan - Livorno maçında golleri atan 2 futbolcu aynı karede...

Lucarelli biraz kilo mu almış? Bana mı öyle geldi...

Kupa Beyleri!..

2006 - 2007

B Grubu'nda Trabzonspor 1 galibiyet ve 3 beraberlik alıyor, attığı 7 gole karşılık kalesinde 4 gol görerek grubundan ikinci çıkıyor lakin tek elemeli çeyrek final usülünde Antep'e 2-1 yenilerek eleniyordu.

C Grubu'nda Fenerbahçe 4 maçta 17 gol atıp 4 galibiyet alıyor lakin yarı finalde Beşiktaş'a 2-1 yeniliyordu...

Kupayı ise tek mağlubiyetli iki takım, Beşiktaş ve Kayseri Erciyes'in final oynaması neticesinde Beşiktaş alıyordu...

Bu sezonu ilginç kılan diğer iki nokta ise; gruplarda 8 takımın sadece bir mağlubiyeti olması ve D grubunda hiçbir takımın beraberliğinin olmamasıydı...

2007 - 2008

A Grubu'nda Çaykur Rizespor 5 gol atıp 2 gol yediği dört maç sonucunda 3 galibiyet ve 1 beraberlikle grubunu lider tamamlamasına karşın yarı finalde bir diğer namağlube, Kayserispor'a, toplamda 7 - 1 yenildiği iki maç sonrasında kupaya veda edecekti...

C Grubu'nda ise Fenerbahçe 3 galibiyet ve 1 beraberlikle, Kayserispor ise 2 galibiyet ve 2 beraberlikle namağlup çıkarlarken, Fenerbahçe 13 gol atıp 5 gol yiyordu. Kayserispor ise 8 atıp 1 yiyordu...

Fenerbahçe çeyrek finalde Galatasaray'a 2-1 skoruyla mağlup olurken, Kayserispor finalde penaltılarla 11 - 10 gibi bir skorla kupayı Gençlerbirliği'nin ellerinden söküp alıyordu ve namağlup kupa beyi oluyordu...

2008 - 2009

A Grubu'nda Beşiktaş 4 galibiyet alırken, 9 gol atıp sadece 2 gol yiyordu.

B Grubu'nda Galatasaray 3 galibiyet 1 beraberlik alıyor 8 attığı gole karşılık kalesinde dört gol görüyordu.

C Grubu'nda Sivasspor 3 galibiyet 1 beraberlik performansını takip ediyor, 5 tane atıyor 2 tane yiyordu...

D Grubu'nda ise Fenerbahçe, Beşiktaş gibi 4'te 4 yapıyor ama sadece 7 gol atıyordu.

İlginç bir şekilde aynı istatistik gösteren dört takım, eş istatistikçisiyle eşleşiyor, Sivasspor Galatasaray'ı elerken, Beşiktaş finalde 4-2 gibi bir skorla Fenerbahçe'yi yenerek kupayı kaldırıyordu...

2009 - 2010

Son dört senenin en ilginç sezonu bu sezon. Neden derseniz dört tane gruptan, yükselen sekiz takımdan altı tanesi namağlup!

A Grubu'nda Antalyaspor 2 galibiyete 2 beraberlikle, 6 gol atıp 4 gol yiyerek lider çıktı.

B Grubu'nda Galatasaray geçen yılki istatistiğini tekrarlayıp 3 galibiyet ve 1 beraberlik alırken, 10 gol atıp sadece 2 gol yedi...

C Grubu'nda Bursaspor 9 gol atıp 3 gol yiyerek 3 galibiyet ve 1 beraberlikle, Denizlispor ise 4 gol atıp 2 gol yiyerek 2 galibiyet ve 2 beraberlikle ilk ikide çıktılar...

D Grubu'nda İBB 3 galibiyet 1 beraberlik alırken hiç gol yemedi ve sadece 4 gol atabildi. Manisaspor ise 2 galibiyet 2 beraberlik alırken 4 gol atmasına karşın 2 gol yedi...

Çeyrek finalde Antalyaspor Galatasaray ile eşleşirken, Manisaspor da Denizli'yle eşleşiyordu...

Bakalım bu sezonun kupa beyi kim olacak, yoksa Fenerbahçe ve Trabzonspor ikilisinden birisi en son üç sene evvel gördüğümüz gibi tek mağlubiyetli bir takımın kupayı kazanması durumunu gösterecekler mi bizlere?

Yazı: Alper Kaya

31 Ocak 2010 Pazar

Milan 1 - Livorno 1 / Lucarelli, İtalya sağına yine golünü attı!. /


Soğuk bir pazar gününde özellike dışarıda yağmur da varsa, Demirsporlu ve İtalyan futbolu sevdalısı bir genç için hiçbirşey ekrandaki Milan-Livorno maçı kadar çekici olamaz.

Livorno maça ideal düzenine yakın bir dizilimle başladı, Milan'ın ilk yarıda çok yoğun bir baskısı olmasa da Livorno pek de hücum düşünmedi. Hoş, düşünseler de hücum yapamadıkları aşikar. Oyunu kendi sahasında kabul eden Livorno, ilk ayrının son gölümlerinden oldukça tehlikeli pozsiyonlar atlattı kalesinde. Maçın ilk yarısının son anlarında, topu yumruklamak yerine eliyle tutmaya çalışan Benussi topu tutamayınca kaptan Ambrossini affetmedi ve son dakika golüyle soyunma odasına 1-0 önde gitti Milano ekibi.

İkinci yarıya Huntelaar ile başlayan Milan, daha organize ataklar geliştirip, oyunu hemen maçın başında rakip yarı sahaya yıktıysa da Antonini'nin hatasından kaynaklanan bir pozsiyonda Lucarelli'nin golüne engel olamadı. Lucarelli'nin golü kolay gol değildi zira gelen pasa değil kaleye çekilen şuta ayak koymak becerisi gösterdi kaptan.

Kaptan'ın golünden sonra Livorno'nun direnci iyice arttı zaten maç boyunca iyi mücadele ediyorlardı, Livorno bu mücadelesini sürdürebilirse buradan puan alır dediğim anda aklıma Marchini geldi. Marchini'ye ben İtalya'nın Yılmaz Özlem'i diyorum. ADana'daki dostluk maçında, maçın önündeki dostluk ibaresinin farkında olmayan tek futbolcuydu zira kendisi. Sürekli çirkeflik yapmış hakeme oynamıştı. Ve orata sahanın ortasında oynayan bir oyuncu olarak bu bölgenin oyuncusund aolması gereken bir çok özelliğe de sahip. Kuvvetli, çalışkan ve agresifbir futbolcu.

Marchini, sen İtalya'nın Yılmaz Özlem'isin...

Teknik Direktör Cosmi'nin durum 1-1 iken Moro ve Marchini gibi fizik açıdan kuvvetli iki isimi oyuna alamsı skoru korumaya yönelik ve bence gayet de gerekli bir hamleydi. Moro ve Marchini oyuna girdikten sonra Livorno daha da dirençli oldu. Ayrıca Marchini de oyuna soğutma ve çirkeflik çabalarında gayet başarılı oldu.

Kaleci Benussi'ye de ayrı bir pragraf açmak lazım. İlk golde hatalı da olsa 2. yarıda kurdarığı kafa topu hatasını telafie tmeye fazlasıyla yetti. O kafa topunun kurtarması gerçekten bir mucizeydi. Ayrıca 2. yarıda yan toplarda da oldukça başarılıydı.

Milan'da ise günün başarılı isimleri Ambrosini, Ronaldinho ve Seedorf idi. Ambrosini çok yararlıydı her zaman olduğu gibi. Ronaldinho rakip tarafından sürekli faullere maruz kalmasına rağmen oldukça çalışkandı. Yaşayan efsane Seedorf ise elinden geleni yaptı, Beckham gibi.

Livorno iyi mücadele örneği gösterip, usta golcüsü Luca'nın golüyle 1 puan alsa da hücum anlamında bu takımda değişen birşey yok. Bu hücum oyuncularıyla ve bu sistemle bu sezon sonunda da büyük ihtimalle ligin en az gol atan ekibi olacaklar. Gol atamamak ayrı bir sorun olsa da hücum varyasyonları yapamıyor oluşları ayrı bir dert olarak duruyor Cosmi'nin önünde...

İtalya futbolunda, solun sembol ismi Lucarelli'nin, sağcı Berlusconi'nin takımına attığı gol ise Luca adına 1 puandan daha değerlidir sanırım.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Ceyhun Yelkenci Gol Sayısını 5'e Yükseltti !..

Adana Demirspor'un başarılı orta saha oyuncusu Ceyhun Yelkenci, gol sayısını 5'e çıkardı.

Demirspor'un, geçtiğimiz sezon devre arasında Diyarbakırspor'dan transfer ettiği tecrübeli orta saha oyuncusu Maraşasspor maçında attığı 2 gol ile gol sayısına 5'e yükseltti. Kariyerinin skor anlamında en verimli dönemini yaşayan Yelkenci, bu sezon çıktığı 20. maçında attığı 2 gol ile Demirspor'un en golcü 2. futbolcusu konumunda. Daha önce hücum bölgesinde görev almadığını belirten Yelkenci, 2 gol atıp 1 asist yaptığı Maraşspor maçıyla ilgili performansını Kent Gazetesi'ne değerlendirdi. Hücum yapmaktan keyif aldığını belirten oyuncu, "Daha önce oynadığım takımların hiçbirinde ofansif görevlerim olmadı ama bu sezon Demirspor'da, kanatlarda ve en son Maraşspor maçında 2. yarıda forvet olarak görev yaptım. Hücum oynamaktan zevk alıyorum, daha fazla hücum oynayamak isterdim. Maraşspor maçında attığım 2 golden çok o gollerin galibiyete katkı sağlamasına sevindim" şeklinde konuştu.

Süleyman Varlık, Göztepe'ye gitti (!)..

Adana Demirspor'un başarılı savunma oyuncusu Süleyman Varlık, Maraşspor maçından sonra İzmir'e gitti.

Kahramamaraşspor
maçında sarı kart gördüğü için cezalı duruma düşen ve önümüzdeki hafta Demirspor'un bay olmasından dolayı 21 gün formasından uzak kalacak olan Süleyman Varlık'a 4 gün izin verildi. Cumartesi günü Maraşsspor maçından sonra İzmir'e giden futbolcunun, çarşamba günü Adana'ya dönerek takımla idmanlara başlaması bekleniyor. Geçtiğimiz hafta Göztepe ile adı anılan ama Demirspor'un bırakmadığı tecrübeli stoperin, "çocukluk aşkım" dediği Göztepe kulübünü ziyaret edip, 2. Lig Yükselme Grubu'nda başarılar dileyeceği öğrenildi. 28 yaşındaki tecrübeli savunma oyuncusu, sezonun ilk yarısında 6 sarı kart görmüş Kahramanmaraşspor maçında gördüğü sarı kartın ardından da cezalı duruma düşmüştü. Süleyman Varlık, Adana Demirspor'un, 3. hafta deplasmanda Tarsus İdman Yurdu ile oynayacağı maçta cezası nedeniyle forma giyemeyecek.

Haber: Hüseyin Ataş
Kent Gazetesi

Tayfun Özkan Kent Gazetesi'ne Konuştu!..

Demirspor forması ile sezonun ilk yarısında 14 gol atan oyuncu Tayfun Özkan, Maraşspor galibiyetini Kent Gazetesi'ne değerlendirdi.

Attığı 14 gol ile 2. Lig'de gol krallığı yarışında oldukça iddialı olan tecrübeli santrfor, sarı kart cezası nedeniyle forma giyemediği Maraşspor maçını tribünden izledi. Maçı, Fotomaç Gazetesi spor yazarı Cevdet Ünüvar ile beraber izleyen oyuncu, mücadelen keyif aldığını ifade etti. Genç futbolcuların iyi mücadele ettiklerini belirten tecrübeli santrfor, "Ligde ilk maçlar her zaman zordur ki biz tam anlamıyla bir kamp dönemi de geçirmedik hazırlık maçı da yapmadık. Bu şartlar altında çıktığımız ilk maçtan galip ayırlmamız çok güzel. Maraşspor maçında genç futbolcularımız kendilerine verilen şansı değerlendirmek için ellerinden geleni yaptılar, iyi mücadele ettiler zamanla pişecekler daha iyi olacaklar" dedi.

Hatalı goller yiyen takım arkadaşı Murat'a da sahip çıkan tecrübeli futbolcu, "Murat uzun zamandan sonra ilk defa böyle bir fırsat buldu. Ben aşırı motivasyondan dolayı o hataları yaptığını düşünüyorum. Bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini biliyordu onun için çok stres yaptı. Oynadıkça daha iyi olacaktır" şeklinde konuştu. Demirspor'un rakiplerini puan kayıp etmesine de değinen Özkan ayrıca, "Vanspor takımının Tarsus'tan puan alacağını bekliyordum açıkçası ama galip gelmiş olmaları gerçekten bizim için çok iyi oldu. Zira 3. hafta Tarsus maçını kazanırsak 2. sıradaki takım ile puan farkını 7'ye çıkarma şansımız oldu" dedi.

Haber: Hüseyin Ataş
27 Ocak 2010 Kent Gazetesi

Taraftar Murat'a Sahip Çıktı!..

Kaleci Kaya Tarakçı ile yolların ayrılmasının ardından Demirspor'un birinci kalesi konumuna gelen Murat Günay, Maraşspor maçında talihsiz goller yedi. İlk golde Cevat ve Orhan'ın hatasından dolayı üzerine kısa mesafeden gelen sert şuta müdahele edemeyen genç kaleci, yediği ikinci golde de yan topa çıkıp çıkmamakta tereddüt edince golü ağlarında gördü. Son golde de kullanılan frikiğin barajdan sekmesi üzerine kontrpiyerde kalan kaleci, topa müdahele edemedi.

Maç içinde uzaktan gelen sert şutları iyi çıkaran ve hatalı yediği golden sonra moralini bozmeyen Murat, maç sonu oldukça üzüntülüydü. Yediği talihsiz gollerden dolayı üzgün olduğu gözlenen futbolcuya taraftar moral verdi. Maç sonunda "Murat buraya" diye tezahürat yapan ve genç kaleciye alkışlarla destek veren taraftarlar, biraz olsun genç kalecinin moralini düzelttiler.

Haber: Hüseyin Ataş
25 Ocak 2010 / Kent Gazetesi